Kaptanın Kara Listesi – İmkansız Talepler
Bazı talepler vardır ki; kaptan bir anlığına gökyüzüne bakıp “Allah’ım sabır ver” der. İyi niyetli bir taleptir fakat deniz, bildiğiniz hiç bir yere benzemez.
Deniz; romantik olmayı, ego savaşını veya inadı hiç sevmez, anlayış göstermez!
Tekne deneyiminiz boyunca istememeniz gereken, hem güvenlik hem teknik açıdan mümkün olmayan o meşhur talepleri aşağıda sıraladık.
Teknede bizi yalnız bırakın. Gece yalnız kalmak istiyoruz.
Kulağa çok romantik gelebilir fakat bu talep imkansız ötesidir. Nneden mi?
- Gece boyunca rüzgar yönü ve şiddeti değişebilir.
- Sizin veya yan teknelerin demiri tarayabilir, çatışma olabilir.
- Tekneyi mürettebatsız bırakmak kanunen çok net bir şekilde yasaktır.
- Acil bir durumda (yangın, su alma, sağlık problemi vs) tatbikatlı ve eğitimli personel şarttır.
Hadi gece seyir yapalım, romantik olur.
Kulağa çok romantik geliyor olabilir ancak pratikte en riskli aksiyon, gece seyir yapmaktır. Neden mi güvenli değil?
- Ani rüzgar değişimleri gece çok daha tehlikelidir.
- Liman başkanlıkları, birçok bölgede gece seyrini tavsiye etmez.
- Çoğu sigorta poliçesi, gece seyri esnasında oluşan hasarları karşılamaz.
- Kaptan karanlıkta; balıkçı ağları, şamandıraları, kayalık çıkıntıları, veya küçük tekneleri göremeyebilir.
Çocuklara biraz göz kulak olur musunuz?
Deniz, özellikle çoçuklar için çok keyifli olduğu kadar tehlikeli de olabilir. Bu yüzden teknede çocuklara kesintisiz bir yetişkin gözetimi gerekir.
✅ Mürettebat ne yapabilir?
- Bota veya tekneye giriş ve çıkışlarda destek verir.
- Su sporları vs için can yeleği giyilmesine yardım eder.
- Çocuğun suya düşürdüğü oyuncağı denizden almak gibi küçük jestler yapar.
❌ Mürettebat çocuk bakıcılığı yapmaz.
- Yüzme esnasında başlarında durmak.
- Çocukların yanında durup onları kontrol etmek.
- Çocuğu oyalamak, eğlendirmek veya güvenlik sorumlusu olmak.
Risk seviyesi çok yüksek olan bu işler dolayısı ile görev tanımı dışındadır.
Hava kötü ama çıkalım, bir şey olmaz.
Kaptan veya tekne ne kadar iyi olursa olsun, doğayla inatlaşmak her zaman kötü biter.
Rüzgarın yönü, dalga boyu ve hava basıncı; Kaptanın hesaba kattığı çok ciddi faktörlerdir. Misafirlerin çoğu zaman bunlardan haberi bile yoktur.
- Tekne iç mekanındaki eşyalar ve objeler devrilmeye başlar, yaralanma riski yükselir.
- Fırtına geçişlerinde ani rüzgar kaçakları (gust) ile tekne kontrolü zorlaşır.
- Kıçtan veya yandan dalga alma durumunda tekne dengesini kaybedebilir.
- Çocuklar, yaşlılar veya yeterince tecrübesi olmayanlar panik yapabilir.

Arkadaşlar gelecek, onlar da yatıya kalsın.
Teknede işler otel mantığıyla yürümez, karaya hiç benzemez.
Tekneler “kaç kişi sığar?” hesabıyla değil, otoriteler tarafından belirlenen yönetmeliklere göre lisans ve işletme belgesi alır.
- Sigorta kaç kişiyi kapsıyor?
- Teknede kaç kişilik yatak var?
- Kaş kişiye yetecek can yeleği var?
- Yangın söndürücü ekipmanları nedir?
- Acil durumda tahliye kapasitesi nedir?
Bu soruların cevabı, teknenin resmi kapasitesini belirler. Bu sayı hiç bir koşulda değişmez. “Biz sıkışırız, idare ederiz” ile hiç değişmez.
Aslında mesele, “ek yatak açabilir miyiz?” değil, “acil durumda herkes sağ çıkabilir mi?” sorusudur.
Diğer blog yazılarımıza göz atmak için tıklayınız.↗
